![]()
![]()
Türkmen Atasözleri
1. Abıray gaçsa tutdurmaz.
Saygınlık kaçarsa bulunmaz.
2. Abıray gidenden, bahtı hem gider.
Saygınlığı kaybolanın, bahtı da kararır.
3. Aca gazan astırma, üşüyene odun yakdırma.
Aça kazan astırma, üşüyene odun yaktırma.
4. Acala dova yok, akıla bela.
Ecele çare, akıllıya bela yok.
5. Acı gepletme, doku derletme.
Acı konuşturma, toku terletme.
6. Acıksan çopana, susasan deyhana bar.
Acıkınca çobana, susayınca çiftçiye var.
7. Acısı bolmayanın, süycisi hem bolmaz.
Acısı olmayanın, tatlısı da olmaz.
8. Acı söz okdan yaman.
Acı söz oktan kötü.
9. Aç at yol almaz, aç it av.
Aç at yol almaz, aç it av.
10. Açda algin, beğe bergin bolmasin.
Açta alacağın, beye de borcun olmasın.
11. Açılan solar, ağlan güler.
Açılan solar, ağlayan güler.
12. Açlık cebrini çekmedik, dokluk gadrını nebilsin.
Açlık cefasını çekmeyen, tokluğun kıymetini bilmez.
13. Aç palar, tok geğirir.
Aç esner, tok gegirer.
14. Aç tovuk düyşünde dane görer.
Aç tavuk rüyasında darı görür.
15. Adam bolcak çağa, bokundan belli.
Adam olacak çocuk, kakasında bellidir.
16. Adam yağşısı sofi bolar, ağaç yamanı sokı.
İyi insan sofi olur. Kötü ağaç havan olur.
17. Ağlamadık oğlana emcek yok.
Ağlamayan çocuğa meme verilmez.
18. Ağlasa inem ağlar, galani yalan ağlar.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
19. Ağşamın hayrından, ertirin şeri yegdir.
Akşamın hayrından sabahın şeri yeğdir.
20. Akıllı, edebi, edepsizden övrener.
Akıllı, edebi, edepsizden öğrenir.
21. Bağa bak üzüm bolsun, iymeğe yüzün bolsun.
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
22. Barını beren utanmaz.
Varını veren utanmaz.
23. Baş daşa değmese, akıl başa gelmez.
Baş taşa çarpmasa, akıl başa gelmez.
24. Başganın ovurcundan su içen ganmaz.
Başkasının avucu ile su içen kanmaz.
25. Baş sağlığım, dünya baylığım.
Baş sağlığım, dünya varlığım.
26. Batır bir öler,gorkak mün.
Kahraman bir kere ölür, korkak bin kere.
27. Bay acıganda iyer, garip tabanda.
Zengin acıkınca yer, fakir bulunca.
28. Beladan heder, heder etmesen eder.
Beladan sakın, sakınmazsan yakar.
29. Benda gaçsan tutularsın, hudaya gaçsan gurtularsın.
Kula sığınırsan tutulursun, Allah'a sığınırsan kurtulursun.
30. Berenden al, vurandan gaç.
Verenden al, vurundan kaç.
31. Beterin beteri bar.
Beterin beteri var.
32. Beyiğin önünden geçme, gatırın ardından.
Büyüğün önünden geçme, katırın arkasından.
33. Bilen bilenini işler, bilmedik barmağını dişler.
34-Bilen bildiğini yapar, bilmeyen parmağını ısırır.
35.Ak gün agartır, kara gün karartır.
36.Ateşi karıstırırsan söner, komsunu rahatsız edersen göçer
37.Bal attlı, çocuk baldan tatlı.
38.Bakıgın driliği suyla mümkündür.
39.Cefa çeken vefa görür.
40.Çobanın ayağı yetişmezse sopası yetişir.
41.Çocugu büyüten, atı yetiştiren bilir.
42.Çocuk düşe kalka büyür.
43.Dağı taşı yel bozar, dostların arasını söz bozar.
44.Dmala damla göl olur, hiç damlamazsa çöl olur.
45.Emeğin oldugu yerde daima bereket vardır.
46.Eski düşman dost olmaz.
47.Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
48.Gönül sıgarsa gövde de sığar.
48.Her yurdun avını kendi tazısıyla avla.
49.Kazana yanaşırsan karası bulaşır, kötüye yanasırasan
belası bulaşır.
50.Kendini övenin ipi çürük olur.
51.Keskin kılıç yanan ateştir.
52.Kurt yavrusu evcil olmaz.
53.Misafirin önüne aş koy, iki elini boş koy.
54.Ölü arslandan diri sıçan iyidir.
55.Rüzgarlı gün yürü, yagışlı gün yat.
56.Sabah kalk atanı gör, atandan sonra atını gör.
57.Sahtekarın ydi millete zararı dokunur.
58.Serpilmeyen tohum yesermez.
59.Suyun yavaş akanından, yüğüdün yere bakanından kork.
60.Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.
61.Yabani gül yaş da olsa dikeni kurudur.
62.Yazın yatan ksın ağlar.
63.Yenilen güreşe doymaz.
64.Yiğide savaş bayramdır.
65.Yola çıkarsan yoldaşını hazırla.
66.Çürük tahta çivi tutmaz.
67.Gözden ırağ, gönüldenn de ırağ olur.
68.Boş çuval dik durmaz.
69.At almadan ahırını yap.
70.Bugünün yumurtası yarının tavugundan iyidir.
71.Her renge giren, hiçbir seyden utanmaz.
72.Dogru adamlar vuruş, alçak adamla yarışma.
73.Sürü boş dönünce, topal keçi başa geçer.
74.Halkın kadrini bilen, kendi kadrini bilir.
75.Susan ağız konuşan ağzı yener.
76.Yüz defa okursan ezberlersin, bin defa okursan hiç
unutmazsın.
77.Ayakkabım dar olduktan sonra, dünya geniş olmus neme gerek?
78.Mollanın anlattıgını yap, yaptıgını yapma.
79.Kızınla yurt kurasın, oglunla ordu olasın.
80.Testinin içinde ne varsa, agzından o dökülür.
81.Göç yolda dizilir.
82..Su Türkmenin hayatıdır, at kanatları, halıysa ruhu.
83.Akıllı düşünene kadar, deli işini bitir
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BU Şiir Haçi Nasan kel Mehmet Türkmen aŞiretlrine hatira olarak yaziyor
tarih 27-04-1967

Haçi Nasan kel Mehmet
1-Göz gezdriyorum büyüklerden kimse kalmadi
benim su derdime birişi derman olmadi
Ağlarim göz yaŞlarime silan olmadi
Hakkine ipine serilin kardaŞ.
2-AltmiŞ yaŞina buldu ömrümüz
gün gittikçe artmakta derdimiz
bir gün gider issiz kalir yurdumuz
hakkine ipine serilin kardeŞ.
3-Söylemek isterim kafam yorğundur
kardaŞler yitidim gönlüm darğindir
derdimin üstüne gelen dertler azgindir
hakkine ipine serilin kardaŞ.
4-Anamdan dogdum bu güne kadar
kam içerisinde çarpiŞan bu cisim nedir ?
akibet terk eder dunyadan savuŞur gider
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
5-Bu dünyaya geldim bir gün görmedim
yoldasimida dünya malina vermedim
yalan sözleri asla bilmedim
hakkine ipine sarilin kardaŞ .
6-Ziyani gözüme alarak yoldaŞ olurum
sözume sadik kalmak için yollar bulurum
yoldaŞim yorulsa sirtima alirim
hakkine ipine sarilin kardaŞ .
7-kara gün deyma karalip kalmaz
kötünün çematta meydani olmaz
yigidin gözleri beladan yilmaz
hakkine ipine serilin kardaŞ.
8-Bazilari mecllisde kurulmuŞ oturur
halbukiafalinin karasi ili yatirir
senden bir haber benden bir haber sahibine götürür
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
9-Şek ve ederlerdi fransiz çasusu
musteser hemen kururdu meçlisi
geliniz veriniz uzerinize duŞeni
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
10-Türkmenler anlamyor bu davanin sebebi nerden?
darildilar benden hepsi birden
müfsilerden kurtulamam sari saçaklari kirden
hakkine ipine sarilin kardas.
11-Bura baŞ bulmayinça mazbatalar yazildi
imzalanmak için köy köy gezildi
niçe haktan kaçan müfsidin gönlu yüzüldü
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
12-Niçe cürümlere beriiken müttehim oldum
aklim baŞimda kalmadi sevdeya daldim
sebet ettim emrlillaha muntazir kaldim
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
13-öyle günler geçirdim ahile zarile
hayatim tehlikede ateŞ ve narile
müfsidlerde peŞimde maaŞim zorile
hakkine sarilin kardaŞ.
14-Müfsidler söylemeğe dilleri çokdu
avsuna duŞurmege mallar çokdu
bunlardan bende hiç biri yoktu
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
15-Bu kadar müfsidligin hikmeti nedir ?
çemaatte irzlarina sövdürmekte karlari nedir ?
hakkine ipine sarilin kardas.
16-Talihim döndü Allah vedi nusrati
koydu baŞima muhkem devleti
hak sayisiz verdi nan nimeti
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
17-Toplanti düŞmanlar ürküp kaçdilar
sanki üstlerine karalar saçidilar
döğmeden bagrilarinde yara açtilar
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
18-Allah nusrat verdi dost bayraği açildi
insan hakikat meclislerde seçildi
aŞiret üzerine nurlar saçildi
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
19-Müfsidlerin kimi ak ve kara derede
münafiklerin çoğu kaldi arada
doğrunun hakkini verdi yaradan
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
20-Fransizlar bile hakir oldular
hakkin karsisinda fakir oldular
beyaz gümüŞ iken bakir oldular
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
21-Tarihe yazildi fransizlari koduğum günler
kudreli var ise soylesin diller
malumati söyler hep bütün eller
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
22-Yaramaz adamdan hemen sen ayril
yoldaŞliğa doğrunun sinesine saril
hakki bulmak için istedikce yorul
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
23-Bir tek baŞinla bir sey edemezsin
korkulu yerde yoldaŞsiz gidemezsin
arkan kuvatli olusa ne edemezsin
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
24-Bu dünyada beni bilmeyen kimse kalmadi
bir kiŞiden bana bir iylik olmadi
Allah dan baŞka kimse yardim salmadi
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
25-Ecel Şerbetini içersin bir gün
Şu millete matem saçarsin bir gün
yurdu boŞ kor göçersin bir gün
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
26-Benden sonra yerime kimse gelirmi
goreçekler hepsi birden yetim kalirmi
Şimdiki yalan o gün fayda olurmu
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
27-AŞiretsiz dünya durdukça durun
nan nimetler içerisinde daymakalin
küçükler büyüklerin kaderini bilin
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
28-Türkmenlik yolunda çok çektim cefa
isterdim turkmene dayma göstereyim vefa
o ummetinden ne kadar kahir çekti Muhammed Elmustafa
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
29-Niçe tehlikeli derya boyladim
beyliğe Şayeste sözler söyledim
türkmenim bir evini bin ev eyledim
hakkine ipine sarilin kadaŞ.
30-Merkzimi bir gün kaypetmedim
namrutler arkasinda koŞup gitmedim
türkmenliği hiç bir Şey satmadim
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
31-Türkmene bey olmak az ile dağil
ben flanim demek sözile değil
sene dört mevsimdir yaz ile değil
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
32-Türkmenlik kolay gelir dillere
çok sürdü saltanat elden ellere
beylik yakiŞirmi giderse egri yollara
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
33-MaraŞin arkasi gavur daglari
çikarin karalari giyin aklari
elleri mizrakli türkmen beyleri
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
34-Haçi Nasan derise o Beydili türkmen ağasi
hakkin karŞisinda türkmene dayim duaçi
hakki söylemek mahkum kafasi
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
35-Haçi Nasan derisen Beydili türkmen ulusu
çatal yürekli düsman kalasi
sözünü söyler eger gitse kellesi
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
36-Ceddimiz hönkar Elosman Oglu
dedemiz Koça Ganim Şol iki toglu
din Muhammad dini kalbimiz Allah bagli
hakkine ipine sarilin kardaŞ
37-Türkmenlik dünyayi dolasdi saltanat sani
tarihler zikir eder beldeti hani
Hönkar oğlu giderse yetim kalir kalani
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
38-Bizim düŞüncemiz SIRAT Köprüsü
elleri mizrakli türkmen atlisi
çok darbeler verdiler VAN BITLISI
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
39-CoŞkun olur Firat ile Nilin dalğasi
Hönkar Haçi Nasan derim türkmen babasi
Namrud insanlarin olurmu vefasi
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
40-Türkmen milleti ben sizden beraberim ölene kadar
insan sadik olursa fesetler ne eder
sakit insanlar türkmeni edemez hader
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
41- Türkmen aŞireti çok namusludur hemde Şerefdar
sakitlar arkalarinda çok gezdiler eylemediler kar
Namrud insanlara kötü isler olumuar
hakine ipine sarilin kardaŞ.
42-Hçi Nasanin ismi ulasdi MUŞ ile VANA
bunca deryalar boyladi korkmadi kimseden
türkmen uçun yalvarir Gani Subhana
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
43-Türkmen aŞiretlerinin kayet namusu büyüktür
düŞman karŞisinda kala höyüktür
Türkmen:Şerefini muhafaza eden kimselere layiktir
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
44-Türkmenin en kötüsü baŞim üstüne
hiç bir türkmen kötülük yapmaz sadik dostuna
o nemrudlerin karidir kotülük yapar ölüm kastina
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
45-Yola yürürsen türkmenle yürü
hiç yerde seni koymazlar geri
bin adama karŞi durur her biri
hakkine ipine sarilin kardaŞ.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
24 Oğuz Boyu…

Soyumuz, Oğuz Han‘dan gelmektedir. Atamız Oğuz Han‘ın “Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han” adlarında 6 (altı) tane oğlu vardır. Oğuz Han’ın her oğlunun da dört tane oğlu vardır. İşte Atamız Oğuz Han’ın altı oğlundan olan 24 tane torunu, bugünkü “24 Oğuz Boyu“nu meydana getirmiştir. Bütün dünyaya yayılan Oğuzlar, bu 24 boya dayanmaktadır.
Şimdi bu boy adlarının ne anlama geldiklerini ve bu boyların nerede yaşadıklarına bakalım:
Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler.
1. Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü şâhin. Oğulları: a) Kayıg/Kayı-Han: “Sağlam, berk” anlamındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ şahsiyete sâhip, çoğu dâhî, cihangir, kumandan, şâir ve sanatkâr olan Osmanlı sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kâfidir. b) Bayat: “Devletli, nîmeti bol” anlamındadır. Maraş ve çevresine hâkim olan Dulkadiroğulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Maku ve Doğubeyazıt hanları, Kerkük Türkmenlerinin çoğu, bu boydandır. Dede Korkut kitabını 1480’de Hicaz’da yazan Tebrizli Hasan ve meşhûr şâir Fuzûlî bu boydandır. c) Alka-Bölük/Alka-Evli: “Nereye varsa başarı gösterir” anlamındadır. Türkiye ve Âzerbaycan’daki Alaca, Alacalılar adı taşıyan yerler bu boyun hatırasıdır. d) Kara-Bölük/Kara-Evli: “Kara otağlı (çadırlı)” anlamındadır. Karalar ve karalı gibi coğrafî yer adları bunlardan kalmadır. | |||
2. Ay-Alp/Ay-Han: Sembolü kartal. Oğulları: a) Yazgur/Yazır: “Çok ülkeye hâkim” anlamındadır. Ab-Yabgu devrindeki Yenibent Yabguları, Batı Türkistan’daki Cend Emirleri, Kara-Daş denilen Horasan Yazırları, Ahıska’dan aşağı Kür boyundaki Azgur-Et (Azgur Yurdu) Kalesi, Kürmanç Kürtlerinin Azan Boyu, Toroslardaki Gündüzoğulları Hanedanı bu boydandır. b) Tokar/Töker/Döğer: “Dürüp toplar” anlamındadır. Yenikentli Vezir Ayıdur, Harput-Diyarbakır-Mardin hâkimleri, Artuklular, Sincar-Siverek, Suruç arasında hâkim eski Caber Beyleri, Memluklar devrinde Halep Döğeriyle Hama Döğerleri, bugünkü Mardin-Urfa arasında yirmi dört oymaklı Kürt Döğerleri, Hazar Denizi doğusundaki Saka Boyu Takharlar; Şavşat’taki Ören kale, To-Kharis ve Malatya’nın Tokharis bucağı, Dağıstan’daki Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası bu boydan hatıradır. c) Totırka/Dodurga/Dödürge: “Ülke almak ve hanlık yapmak” anlamındadır. Sivas doğusundaki Tödürgeler bu boydandır. d) Yaparlı: “Misk kokulu” anlamındadır. Zaza Çarekliler ve misk ticareti yapan Yaparı Oymağı bu boydandır. Yaparı Oymağının Akkoyunlu ve Giraylı camilerinin mihrap duvar harcına bu güzel ıtriyattan kattıklarından hâlâ hoş kokmaktadır. Diyarbakır ve Kırım’da hatıraları vardır. | |||
3. Yıldız-Alp/Yıldız Han: Sembolü tavşancıl. Oğulları: a) Avşar/Afşar: “Çevik ve vahşî hayvan avına hevesli” anlamındadır. Hazistan Beyleri, Konya’daki Karamanoğulları, İran’daki Avşarlı Nâdir Şah ve hanedanı, Ürmiye ve Horasan Afşarları bu boydandır. b) Kızık: “Yasakta pek ciddi ve kuvvetli” anlamındadır. Gaziantep, Halep ve Ankara çevresindeki Kızıklar, Doğu Gürcistan’da ve Şirvan batısındaki ovaya Kızık adını verenler bu boydandır. c) Beğdili: “Ulular gibi aziz” anlamındadır. Harezmşahlar, Bozok/Yozgat-Raka/Halep Carablus Belva Mirhan Taslihuyuk Azez ve Gandora çevresindeki Beğdililer, Kürmanç Badılları bu boydandır. d) Karkın/Kargın: “Taşkın ve doyurucu” anlamındadır. Akkoyunlu-Dulkadiroğlu ve Halep-Hatay bölgesindeki Kargunlar, Doğu Anadolu ve Âzerbaycan’daki ilkbaharda eriyen karların suları ile kopan sel ve su kabarmasına da Kargın/Korkhun denilmesi bu boyun adındandır. Üç-Oklar: İç Oğuzlar da denilip, sol kolu teşkil ederler. 1. Gök-Alp/Gök Han: Sembolü sungur. Oğulları: a) Bayundur/Bayındır: “Her zaman nîmetle dolu yer” anlamındadır. Akkoyunlular sülâlesi, İzmir’den Âzerbaycan’daki Gence’ye kadar Bayındır adlı yerler bu boydan gelir. b) Beçene/Beçenek/Peçenek: “İyi çalışkan, gayretli” anlamındadır. Karadeniz kuzeyi ile Balkan Yarımadasına göçen ve 1071 Malazgirt ile 1176 Miryokefalon Meydan Muhârebelerinde Bizanslılardan ayrılarak Selçuklular safına geçen Peçenekler, Dicle Kürmançlarının iki ana kolundan güneydeki Beçene Kolu, Ankara-Çukurova Halep bölgelerindeki Türkmen oymaklarından Peçenekler bu boydandır. c) Çavuldur/Çavındır: “Ünlü, şerefli, cavlı” anlamındadır. Türkmenistan’da Mangışlak Çavuldurları, Çorum çevresindeki Çavuldur ve Anadolu’daki Çavdar Türkmen oymakları, Erzurum ve çevresindeki Çoğundur adlı köyler bu boyun adından gelmektedir. d) Çepni: “Düşmanı nerede görse savaşıp hemen çarpan, vuran ve hızlı savaşan” anlamındadır. Rize-Sinop arasındaki çok usta demirci Çepniler ve Çebiler, Kırşehir, Manisa-Balıkesir çevresindeki ve Kars ile Van bölgelerinde Türkmen Oymağı Çepniler bulunmaktadır. 2. Dağ-Alp/Dağ Han: Sembolü uçkuş. Oğulları: a) Salgur/Salur: “Vardığı yerde kılıç ve çomağı ile iş görür” anlamındadır. Kars ve Erzurum hâkimi Salur Kazan Han Sülâlesi, Sivas-Kayseri hükümdarı âlim ve şair Kadı Burhâneddin Ahmed ve Devleti, Fars Atabegleri, Salgurlular, Horasan’daki Teke-Yomurt ve Sarık adlı Türkmenlerin çoğu bu boydandır. b) Eymür/Imır/İmir: “Pek iyi ve zengin” anlamındadır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenleri içindeki Eymürlü/İmirlü oymakları, Çıldır ve Tiflis’teki iyi halıcı ve keçeci Terekeme Oymağı bu boydandır. c) Ala-Yontlup/Ala-Yundlu: “Alaca atlı, hayvanları iyi” anlamındadır. Yonca kelimesi bu boyun hatırasıdır. d) Yüregir/Üregir: “Daima iyi iş ve düzen kurucu” anlamındadır. Orta Toros ve Çukurova Üç-Oklu Türkmenlerinin çoğu, Adana’daki Ramazanoğulları bu boydandır. 3. Deniz Alp/Deniz Han: Sembolü çakır. Oğulları: a) Iğdır/Yiğdir/İğdir: “Yiğitlik, büyüklük” anlamındadır. İçel’in Bozdoğanlı Oymağı, Anadolu’da yüzlerce yer adı bırakan İğdirler, İran’da büyük Kaşkay-Eli içindeki İğdirler ve Iğdır adı, bu boyun hâtırasıdır. b) Beğduz/Bügdüz/Böğdüz: “Herkese tevâzu gösterir ve hizmet eder anlamındadır. Dicle Kürtleri ilbeği olup, Hazret-i Peygamber’e elçi giden (622-623 yılları arasında Medîne’ye varan), Bogduz-Aman Hanedanı temsilcisi ve Kürmanç’ın iki ana kolundan Bokhlular/Botanlar, Yenikent-Yabgularından onuncu yüzyıldaki Şahmelik’in Atabegi Kuzulu, Halep Türkmenlerinden Büğdüzler bu boydandır. c) Yıva/Iva: “Derecesi hepsinden üstün” anlamındadır. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh (1072-1092) devrinde Suriye ve Filistin’i feth eden Atsız Beğ, 12. yüzyılda Hemedân batısında Cebel bölgesi hâkimleri Berçemeoğulları, Haçlıları Halep çevresinde yenen Yaruk Beg, Güney-Âzerbaycan’daki Kaçarlu-Yıva Oymağı bu boydandır. Ankara’da çok makbul yuva kavunu bu boyun yerleştiği ve adları ile anılan köylerde yetişir. d) Kınık: “Her yerde aziz, muhterem” anlamındadır. Büyük ve Anadolu Selçuklu devletleri, Orta Toroslardaki Üçoklu Türkmenler, Halep-Ankara ve Aydın’daki Kınık Oymakları bu boydandır Oğuzlarla ilgili diğer bilgiler: Oğuzlar, Oğuz Boyu Bugün; Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’da yaşayan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu. Oğuzlara, Türkmenler de denir. Oğuz kelimesinin türeyişiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kelimenin boy, kabile mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin birleşmesinden “Ok-uz” (oklar, koylar) anlamında olduğu ileri sürüldüğü gibi, oyrat (haşarı, yaramaz) kelimesinin eş anlamlısı olduğunu iddiâ edenler de vardır. Ancak kelime, Anadolu ağızlarında “halim selim, ağırbaşlı” mânâlarına da kullanılmaktadır. Arap kaynaklarında ise “guz” veya “uz” şeklinde geçmektedir. İlk zamanlar Üçok ve Bozok adlarıyla iki ana kola ayrılmış olan Oğuzlar, daha sonraki devirlerde, Dokuz Oğuz, Altı Oğuz, Üç Oğuz adlarında boylara da ayrıldılar. Oğuzlar, yirmi dört boydan meydana gelmişti. Bunlardan on ikisi Bozok, on ikisi Üçok koluna bağlıydı. Tarihçiler, hazırladıkları cetvellerde Oğuz boylarının adlarını, sembollerini ve ongunlarını (armalarını) göstermişlerdir. Buna göre, Bozoklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Kargın; Üçoklar ise; Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Türkiye’de yirmi dört Oğuz boyuna ait işaret ve yer adlarına çok rastlanmaktadır. Oğuz adına ilk defa Yenisey Kitabelerinde rastlanmaktadır. Barlık Irmağı yöresinde bulunan bu kitabelerde; “Altı Oğuz budunda” sözü yer almaktadır. Öz Yiğen Alp Turan adlı bir beye ait olan bu kitabelerin yazıldığı devirde, Oğuzlar, Göktürkler’in hakimiyeti altında altı boy hâlinde Barlık Irmağı kıyılarında yaşamakta idiler. |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Soçi'de Medvedev ile bir araya gelen Suriye lideri Esad, Gürcistan'ın provakasyonu sonucunda Rusya'nın askeri müdahalede bulunmak zorunda kaldığını söyledi.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, "Rusya'nın askeri operasyonunun Gürcistan'ın provokasyonuna yanıt olduğunu" söyledi. Esad, temaslarda bulunmak için dün geldiği Rusyada bugün, sayfiye kenti Soçi'de Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev ile görüştü.
Esad, görüşmede yaptığı açıklamada, "Suriye Rusyanin pozisyonunu çok iyi anlıyor. Rusyanin askeri operasyonunun Gürcistan'ın yaptığı provokasyona karşı yanıt olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Gürcistan'dan tek taraflı bağımsızlık ilan eden Güney Osetya ve Abhazya konusunda 'Rusya yı desteklediklerini dile getiren Esad, "Suriye dünyadaki güvenlik için iki ülke (Suriye-Rusya) arasındaki stratejik işbirliğinin geliştirilmesi taraftarıdır" ifadesini kullandı.
Esad,Rusyada ve Suriye ilişkilerinin "çok iyi yönde" geliştiğini ve ikili anlaşmalar çerçevesinde bu ilişkileri daha da ileri götürmenin yollarını aradıklarını belirterek, "Siz devlet başkanı olduktan sonra yaptığımız ilk görüşme bu. Görüşmemizin sizi tebrik etme ve Rusya halkının size gösterdiği güvenden dolayı takdir etmek için bir şans olarak değerlendirmekteyim" diye konuştu.
Medvedev de konuşmasında Esad'a desteği için teşekkür ederek, "Gürcistan tarafından Güney Osetya'ya kullanılan şiddete karşılık veren Rusyada desteğinden dolayı Suriye'ye teşekkür etmek istiyorum" dedi.
Rusya-Suriye ilişkilerinin çok iyi geliştiğini belirten Medvedev, "Geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar dolara ulaştı. Bu yılın ilk 5 ayında bu rakam 5 kat daha arttı. Rusya-Suriye işbirliği en zor uluslararası konuların çözümünde bile kilit unsurdur" dedi.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bozhüyük'e gömün beni, memleketimi mezarım görsün"
Ezo Gelin Çorbası, Ezo Gelin Bulguru, Ezo Gelin Pilavı, Ezo Gelin Kahvesi, Ezo Gelin Lokantası, Ezo Gelin Şirketi, Ezo Gelin Çantası... Bunları duymuşsunuzdur.
Ezo Gelin Türküsü'nü işittiniz mi? ...Uzun hava biçiminde söylenen Ezo Gelin Türkülerinden birini dinlediniz mi?... O türkülerdeki, yüreğe işleyen acıyı duyumsadınız mı?
Usunuza şu soru değip geçti mi hiç? ...Kimdir Ezo Gelin?
Yıllar boyu güzelliği dillere destan olan Ezo Gelin, ya da öteki yerel adlarıyla ''Ezov, Özo, Özö, Özey Gelin'', Gaziantep yöresinde yaşamıştır. Size sunacağım Ezo Gelin Türküleri, ''Barak ağzı'' denilen biçemde söylenmektedir.
Barak ve Baraklılar
Barak, Ezo Gelin'in yaşadığı bölgedir. Barak Ovası, Gaziantep'in Nizip ilçesi, Fırat Nehri, Sacır Çayı, Carablus ilçesi (Suriye'de) ve Suriye sınırı arasında kalan verimli toprakları kapsayan ovadır. Barak Ovası'nda yüzden çok köy vardır. Burası, verimli olduğundan ilkçağ uygarlıklarının merkezi olmuştur. Barak bölgesindeki toprakların ve köylerin çoğu, Türkiye ile Suriye sınırı çizilirken Suriye topraklarında kalmıştır.
Suriye, Kilis, Oğuzeli, Gaziantep ve Nizip yerleşme birimlerinin çevrelediği alanlarda; Ezo Gelin, dilden dile anlatılır, türküleri söylenir.
Barak sözcüğünün anlamını, Kaşgarlı Mahmut, en eski Türkçe sözlük olan Divani Lügat'it Türk'te açıklarken bir söylenceyi de aktarıyor: ''Barak çok tüylü köpek. Türklerin inandıklarına göre, kerkez kuşu kocayınca iki yumurta yumurtlarmış, bunların üzerine otururmuş, yumurtanın birisinden barak çıkarmış. Bu barak köpeklerin en çok koşanı, en iyi avlayanı olurmuş. Öbür yumurtadan da bir yavru çıkarmış; bu, son yavrusu olurmuş.''
Orta Anadolu'nun kimi yerlerinde, uzun tüylü bir tür av köpeğine, Barak ya da Kılbarak denmektedir.
Barak Ovası'nda yaşayan Barak Türkmenleri'nin Oğuzların Kınık ve Beğdili oymağından oldukları ileri sürülmektedir.
Gaziantepli araştırmacı Mehmet Solmaz'ın, Barak ve Baraklılar üzerine yazdıklarının çoğunu, olduğu gibi buraya geçiriyorum:
''Barak kelimesinin anlamı hakkında Türkçe Sözlük'ün 82.ci sayfasında şunları yazıyor:
1- Tüylü, kıllı çuha, kebe. 2- Bir cins tüylü av köpeği. 3- Ağaçlara sarılan büyük asma.
(...)
Ebulgazi Bahadır Han'ın Türklerin eski çağları hakkında tespit ettiği söylentilere göre: Oğuz Han Güney Muhit Denizinın kıyılarında, yüksek dağlarda yaşayan kabilelerin padişahı (İtbarak Han'a) ilk seferinde yeniliyor. 17 yıl sonra onu yenip öldürüyor.
Moğolların Tarihçisi Reşidüddin bu kabileyi (Kılbarak) diye adlandırıyor. Oğuz Kılbarakların karanlıklar diyarındaki memleketine gittiğini söylemekle Kılbarak'lar diyarının kuzey ülkeleri olduğunu göstermiş oluyor.
18.ci yüzyılda Cengiz Han'ın memleketine gitmiş olan İtalyan gezgini Garpini bunların güneyde olduklarını, Cengiz, Hindistan Seferinden dönüşte Barak'lara rastladığını anlatır. Cengiz Ordusu bunlarla savaşa tutuşmuştur. Fakat Baraklar bir hileye başvurmuşlar , şehre girip vücutlarını ıslattıktan sonra, kumda yuvarlanmışlar ve vücutlarını kaplayan çamur, soğukta donarak buz kesilince derilerine ok işlemez olmuş; sonrada Cengiz'in askerlerini bozguna uğratmışlar.
Reşidüddin, kabilenin çamura girerek kumda yuvarlandıktan ve bu işleri üç defa tekrar ettikten sonra meydana gelen kalın tabakayı kurutmak ve savaşa böyle gitmek adetleri olduğunu kaydeder.
Yine çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre, Barakların erkeklerinin ÇİRKİN ve kadınlarının ise gayet yakışıklı ve GÜZEL olduklarından erkeklerine izafeten bu kabileye Kılbarak dendiği beyan edilmektedir.
Battal Gazi'nin efsanevi romanında da (Kılbarak) oymağının adı geçer. Barak adında dört tane Türk Hakanı adı biliyoruz:
1- Barak Hacip'tir (Ölümü 1235) Kirman Beyi ve bu ülkede hükümdarlık eden Karahitay sülalesinin kurucusudur. Barak Hacip, Barak Oğulları Sülalesindendir. 1210 da cereyan eden Talas Muharebesinden sonra Harzemşahların hizmetine girmiş, sonra hükümdarın Serdar veziri olmuştur. Harzemşah Devletinin yıkılışını doğuran Cengiz istilası karşısında çıkan kargaşalıklardan yararlanarak 1222 de Kirman'da istiklalini ilan etmiş ve kurduğu hükümeti kısa zamanda kuvvetlendirmiştir. İslamiyeti kabul ettikten sonrada Abbasi Halifeleri tarafından tanınarak kendisine Kutluğ Ünvanı verilmiştir. Barak Hanedanıoğuları 81 yıl payidar olmuşlardır.
2- 16.cı yüz yıllarda Özbek Hanlarından Nevruz Ahmet Han'ın Türkçe adıda Barak Handır. Bu hükümdar Kanuni Sultan Süleyman'la münasebette bulunmuştur.
3- Çağatay Hükümetini oldukça olgunlaştıran ve büyük Hakan Kubilay Han'a kafa tutan Barak Han'ın hayatı dağdağalı geçmiştir. İlkin kendisine Maveraünnehir'de bir arpalık verilmiş (...) ve burada boş durmayarak İran Han'ı Abaka Han'a karşı harekete geçmiş, Horasan ve Afganistan'ın bir kısmını yağma etmiştir. Fakat İran Moğolları tarafından perişan edilerek ölümden zor kurtulmuştur. (...) Buhara'ya gelmiş, bir söylentiye göre Müslüman olarak Giyasettin ünvanını almıştır. En son 1371 de bir muharebede yenilerek ordu ve karargahı kuşatıldığı zaman ansızın ölmüş olduğu öğrenilmiştir. Ölüsü Moğol geleneğine göre parlak bir törenle büyük bir dağın tepesine gömülmüştür.''
(''Genel Tarih 1'' adlı kitapta -İsmet Parmaksızoğlu, Yaşar Çağlayan- ''Çağatay Hanları Soykütüğü'' verilmiştir. Çağatay Hanları Soykütüğü'nde, Barak Han'ın, 1266-1271 yılları arasında 7. han olarak tahtta kaldığı belirtilmiştir.
Mehmet Solmaz'dan yaptığım alıntıyı sürdürüyorum:)"
4- Cuci Sülalesinden Özbek Han'ı Urus'un torunu Koyırcak Hanın oğlunun adı da Barak Handır. 1419 yıllarında Bozkırlarda yaptığı savaşlarda başarı elde edemeyince Maveraünnehir'e kaçıp Uluğ Bey'e sığınmıştır. Üç yıl Uluğ Beyin yanında kalmış, sonra onu yardımı ile Gök Orduyu ele geçirerek Han olmuştur. Barak Han 1429 da Moğolistan'a yaptığı bir akında prenslerden Sultan Mahmut tarafından öldürülmüştür.
Bunlardan başka birde Bektaşi Babalarından Sarı Saltuk beyin halifesinin adı da Barak'tır ve buna Barak Baba denmektedir.
Barak Baba Anadolu'yu dolaşmış. İki kere Şam'a gitmiş, Moğollar tarafından Geylan'a elçilikle gönderilmiştir. Fakat ayaklanma halinde olan Geylan'lılar Barak Baba'yı parçalayarak öldürmüşlerdir. 1308 de kemikleri dervişleri tarafından Sultaniye'ye getirilmiş ve oraya gömülmüştür. Moğollar tarafından kendisine bir mezar ve yanına bir tekke yaptırılmıştır.''
(Burada yine araya giriyorum... Yunus Emre, bir şiirinde: ''Yunus Tapduk'dan oldu hem Barak'dan Saltuk'a/ Bu nasip çün cüş kıldı ben nice pinhan olam'' diyerek şeyhi Tapduk Emre'nin Barak Baba'yla ilişkisini açıklar. Dolaştığı yerlerde garip kılığı ve kendisine uyan dervişleriyle halkı şaşkınlığa düşürüp ürküten Barak Baba'nın ''şathiyye'' türü bir yapıtı vardır. Çağatayca olan yapıt, ''Barak Baba Risalesi'' adıyla anıla gelmişse de daha çok yarım kafiyeli ve yedi heceli şiir görünümündedir. Önce ''Kutbü'l Alevi'' adlı biri tarafından Farsça olarak şerhedilmiş -açımlanmış- (1355), sonra bu açımlama; Hızıroğlu İlyas (Uzun Firdevsi) tarafından, başkasının ayrıntılı anlatımı olduğu belirtilmeden Türkçe'ye çevrilmiştir (1485). Mehmet Solmaz'ın kitabından alıntılamayı, kaldığım yerden sürdürüyorum: )
''Barak Baba'ya uyanlara Barakiyan ve Baraklılar dendiğini tarihi kaynaklardan öğreniyoruz. Bektaşi Vilayet-Name'lerine göre de Barak Baba'nın Hacı Bektaş Veli'nin Halifelerinden olduğu bilinmektedir.
Barak Baba'nın Tokat köylerinden birinde doğduğuna ve babasının beylerden olduğuna bakılırsa Selçuk Türkleriyle birlikte Anadolu'ya gelerek Yozgat dolaylarına yerleşen Barak ve Türkmen Oymaklarından olması ihtimali daha kuvvetlidir.
Barakların vaktiyle Alevi, yani, Bektaşi tarikatlarından oldukları İdris İnal'ın verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır. Hatta yakın zamanlara kadar Tokat'tan Alevi Dedelerinin Tekkeye kurban ve para toplamak için geldiklerinde, Barakların bunlara fevkalade hürmet göstermiş olduklarını anlatıyor ki bunların bir kısımlarının Alevi Dedeleriyle sıkı bir ilgileri vardır. (...)
Bugün ekseriyeti Nizip'in Barak Bucağında toplanmış olan Barak Aşiretinden bir kısmının Yozgat'ta kaldıklarını bazı kaynaklardan öğreniyoruz.
Bundan 170 yıl önce bir kısım Barakların eski yerlerinde Yağni, Derzor ve havalilerinde kaldıkları Cevdet Paşa Tarihinde yazılıdır. Tarihteki Baraklara ait bu parçayı aşağıya alıyorum. (1232 tarihinde Baraklar Kilis Hasına tecavüz ediyorlar. Bunların üzerine Halep Valisi Ahmet Paşa, bir kıta top ve bin neferle delilbaşısı Osman Ağayı gönderiyor. O da Barakları mağlup ediyor. Ve birkaç tanesini idam ederek başlarını istanbul'a Padişah'a gönderiyor. Rakka Valisi de yine havalide yaşayan Barak Aşiretinden ve sair eşkiyadan on tanesini idam ediyor ve başlarını İstanbul'a gönderiyor.) (Cilt 11 Sahife: 17)
Bu beldede uzun süre inceleme yapan Yalğın şu bilgiyi veriyor:
''Barak aşireti 1000-1010 tarihlerinde Firuz Beyin idaresi altında Ortaanadolu'dan sürülerek yerleştirilen 80.000 hanelik Türkmenlerin bir oymağıdır ki vaktiyle Rakka-Culap ve Gaziantep Cenubunda yerleşmiş 97 köyden ibarettir. 97 köyün 18'i Türkiye, geri kalanı Suriye'de kalmıştır .Barak oymağının 12 obası vardır:
Bu obaların on iki olmasına rağmen kendi aralarında 7 obaya ayrılmıştır: Eseli, Karakozan, Adıklı, Kürdülü, Abdürrezaklı, Torun, Bayındırlı obalarıdır.
Bunlardan en büyükleri Torun, Abdürrezaklı, Kürdülüdür. (...)
Türkmenlerin, Karaşıhlı, Bekmişli, Araplı adında üç kolu vardır:
(...)'' (Ezo Gelin, ss. 58-63.)
Kimi kaynaklara göre de Barak'ın anlamı ''bayrak'' demektir... Yöre halkı, Türkmen göçüne bayraktarlık ettiği için yöreye ''Barak'' denilmiştir.
Barak Türkmenleri'nin Anadolu'ya 11. yüzyılın başlarında göç ettikleri bilinmektedir.
Türkmen Barakları'nın Aleviliği benimsedikleri, kimi törenlerinin ve geleneklerinin Şamanlık kültürünün izlerini taşıdığı görülmektedir.
''Barak Ovası'nda yaşayan Barak Türkmenleri'nin Oğuzların Kınık ve Beğdili oymağından oldukları ileri sürülmektedir.'' demiştim... M.Şakir Ülkütaşır, ''Abdallar'' başlıklı incelemesinde, Beğdili oymağının Anadolu Abdalları'ndan olduğunu vurgular... Ülkütaşır şöyle der: ''Abdallar, ekseriyetle yerleşik ve kısmen göçebe bir halde yaşayan Alevi-Kızılbaş zümrelerden biridir. Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde bir takım Abdal köyleri, müteferrik yığınakları, yani obaları vardır. Göçebe Abdallar, yılın muayyen mevsimlerinde yer yer dolaşarak, köy kıyılarında geçici olarak otururlar. Güney, Batı ve Orta Anadolu başlıca coğrafi dağılış yerlerini teşkil eder. (...)
Abdallar, soy itibariyle Türkmendirler. Bugünkü Anadolu Abdalları -Tahtacılar, Çepniler daha doğrusu bütün Anadolu Kızılbaşları gibi- Babai Türkmenlerinin bakiyeleridir. Binaenaleyh bunları, dili ve soyu bütün bütün başka olan Çingenelerle akraba veya yurt tutmuş Çingene gibi telakki etmek katiyyen doğru değildir. (...)
Anadolu'da eskiden beri yerleşmiş Abdal oymakları vardır. Bugünkü Abdallar kendilerinin, haklı ve doğru olarak, Türk ırkından ve İslam olduklarını ifade ederler .Bu ifadelerine ilave olarak da ulu ve aziz saydıkları ''Kara Yağmur''un reisliği altındaki ''Horasan Erleri'' (Güney ve Doğu Abdalları ise, Oğuzlardan ''Beydili'' boyu) ile beraber Anadolu'ya geldiklerini ısrarla söylerler.
(...) Güney Anadolu'daki bu Abdal zümrelerinin oymak ve zenaatleri hakkında Rahmetli Ali Rıza (Yalman)'ın ''Cenupta Türkmen Oymakları'' adlı eserinde de ayrıca şu malumata rastlamaktayız: ''Fakçılar (av avlıyan Abdallar), Tencili (Cambazlık ve kuyumculuk yapan Abdallar), Beğdili (Türkmenlere yamak ve yarıcı duran Abdallar), Gurbet veya Cesis (sepet, küfe yapan Abdallar; bunlar tam göçebedirler), Karaduman (İbrahim Paşa'nın iskan Beyi'ne Mısır'dan gönderdiği kalabalık bir musiki ve raks heyetlerinin bakıyyesi olan Abdallar) Abdalları''.
(...) Sünni köylü taassubu çalgıyı, türküyü Abdallara terk etmiştir. Onlar, yani Abdallar, Türk Halk Musikisi ve Raks (Oyun) kültürünü sadakatle devam ettirmektedirler.''
Baraklar'a devlet yer verince, kimileri köy kurup tarımla uğraşmış, kimileri de toprağa bağlanmadan göçebe hayvancılıkla geçinmişlerdir.
Bugün Barak topraklarının büyük bölümü, birkaç ağanın elindedir. Barak köylülerinden toprak sahibi olanlar çok az sayıdadır. Yoksul, topraksız Baraklılar; yaşamlarını sürdürebilmek için 1980'lere dek Suriye sınırından kaçakçılık yapıyorlardı... Tarımla uğraşan Barak köylüleri, ürünlerini yalnızca Gaziantep'te satarlar.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Suriye yanıbaşımızda; kültürü, yemekleri, coğrafyası, tarihi ve insan yüzleri ile ortak. Yazı Sam-Halep ve Maulula'ya ve genel bilgilere dairdir.
Bir kere vize gerekiyor. Sakin sinirdan almaya kalkmayin vizeyi zira sizi iceri almak icin Suriye'de konsolosluga fax cekiliyor , yazinin hazirlanmasi gonderilmesi,...vs 7-8 saat bekletildigini duydum..Konsolosluk, odenen 20 Euro ve doldurulan bir form ile Vize basvurunuzu aliyor. "İsgal Altindaki Filistine " daha once girmemis olmak kaydi ile..3 tane sınır var. Gaziantepten Kilis'te bulunan sınır kapısı ile Hatay'da Yayladağı ve Cilvegözü. Yayladağı Lazkiye'ye yakın. Kilis ve Cilvegözü ise Halep'e. Rota ve sınır girişi size kalmış..
Antakya Halep arası 76 km. Antakya'dan taksiler ya da yeni otogardan kalkan dolmuslar var. Dolmuslar cok seyrek ama fiyat olarak daha uygun 10 ytl. Taksi ise sehirmerkezinden kalkiyor. 10-15 Dolara Halep'e goturuyorlar ve hizlilar. Hafta sonu ve aksam mesai saati sonrasi ise 15 dolar, taksicilerin soylediklerine gore mesai sonrasi sınırda gorevliler ekstra para odeniyormus. Daha fazlasını vermeyin. Girmeden para degisim olayini da halledin .Sı nırda 1 dolar 50 suri.
Halep'de(Aleppo) size tavsiye edebilecegim konaklama yeri Madam Volga'nın Turis Hoteli. geceligi 8 dolar yani 400 Suri. Cok temiz, sıcak suyu var tek kisilik odaları da. Garaja ve şehir merkezine cok yakın. Paraya kıyarım derseniz garajın hemen karşısında Baron Hotel var, zamanında M. Kemal Ataturk'un, Lawrence'in da kaldıgı. Geceligi 40 dolar.
Halep'te Halepli Türkmenler çoğunlukta. Bizden gelen gruplar da var.. Halepli Türkmenler hemen yanınıza gelerek yardımcı olmaya çalışacaktır sizlere..
Halep'te( gorulmesi gereken yerler, Bimaristan- akıl hastalarının su ve müzikle tedavi edildiği eskiden kullanılan hastane.İki tane Bimaristan var bu bahsettiğim Kapalı Çarşının içinde. Diğeri şuanda kullanılan akıl hastanesi. Taksiciye anlatamadıgım ve onun yanlış anlamasından saatlerce dolaştım şehir dışında, sonunda şehrin merkezindeymiş buldum. Aman diyim!! Zekeriya Cami, Halep Kalesi, Kapalı Çarşısı, ElJedide denilen Hristiyan Mahallesi, Bab-el Faraj caddesi, El jedide civarındaki kucuk dar sokaklar, Tren İstasyonu.
Camiilere girerken bayanlara bir giysi veriyorlar heryerinizi kapatan, mintan gibi. Keşişlere benziyorsunuz bu kıyafetle..
Tadmadan gelmeyin onerim ise; Meyve suyu satıcılarındaki kokteyller, felafil ve fuul yada fuli denilen bakla, salçalı sos, ekşili su ve yağdan yapılan soğan ve ekmekle servis edilen sabah kahvaltısında yenen bir tür çorba. Fuli yada ful El Jedide mahallesinde cok meshur bir lokanta da yenilebilir.
Şam'a ( Damascus-Dimaşk) gidiş için iki yol var. Biri trenle.4-5 saat suruyor. Ekonomik sınıf 80 Suri ( 2 dolardan az) , normal 120 suri (3 dolardan az). Belli gun ve saatlerde hızlı trenleri var. Treni denemek icin hızlı trenle gitmenizi tavsiye ederim. Ben normal trene bindim.4 saatlik yolculugum trenin bozulmasi, kafasinin değişimi için yenisini beklememiz vs.. ile Şam'a 9 saatte vardım. Diğer yol da otobüsle 150 Suri ( 3 dolar) 4.30 saatte varıyor.
Şam'da otelde kalmadığım için size otel tavsiye edemeyeceğim. Trenim bozulduğu esnada kaynaştığım Çerkez bir aile beni Şam'da evlerine konuk ettiler. Ama Sultan Hotel çok merkezi bir yerde , temiz ve geceliği 20 Dolar.
Şam'da görülmesi gereken yerleri anlatmadan önce Şam'ın bir evliyalar kenti olduğunu belirtmek istiyorum. Çok fazla türbe,külliye, cami ve medrese var. Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Külliyesi, Seyyide Zeynep Türbe ve Camiini görmeden gelmeyin. Şam'da İranlı Şia turistleri çok fazla. Hz. Zeynep Kabrinde- ki 4.5 kilo altın kullanılmış kubbesinde- bütün İranlılar hıçkırıklarla ağlıyor.. Müthiş bir deneyim.
Bunun dışında Selaaddin Eyübi Kabri, Sultan Abdülhamit ve akrabalarının mezarlığını görün. Mezarlık Süleymaniye külliyesinin yanında. Mezarlığa sadece TÜrkler alınıyor!! Umevi Camii mutlaka görülmesi gerekir.Tek kelimeyle muhteşem. Kapalı Çarşı gene Halep'te olduğu gibi burda da son derece büyük ve güzel. Şam Müzesi, Hicaz Tren İstasyonu, Azami Sarayı , İlk Türk hava şehitlerinin mezarları görülmesi gereken yerler arasında.
Şam'da kapalı çarşıda dondurmacı bektaş'ın dondurmasını mutlaka tadın.
Maulula ise Şam'dan 1.30 saatlik uzaklıkta kuzeyde bir köy. Aramice dilinin halen konusuldugu tek koy. Hristiyan / Ortodokslar yasiyor. Dolmuslarla gidiliyor ve 25 Suri ye goturuyorlar. St. Tekla kilisesi bulunmakta kayaların arasında. Köy kayalarin arasina gizlenmis.Kiliseleri de. Koyun icinden 600-700 m kayalarin arasina yapilan oyuntu yollardan 2000 yıl olduğu söylenen gene kayaların içinde bir diğer kiliseyi ziyaret edip Aramice yapılan ibadeti izleyebilirsiniz.
Gittiğiniz mekanlarda özellikle Camileri ve Şam'da bulunan Hicaz Tren İstasyonunu gece de ziyaret edin.Işıklandırmayla bir başka güzeller.. Ulaşım icin taksiler kullanılıyor. 20 Suri gibi cok az bir paraya gitmek istediginiz yere gidebiliyorsunuz. Ancak mutlaka bozuk paralarin degerini ogrenin. kagıtlarda latincesi yazildigi icin anliyorsunuz ama demir paralarda yazmiyor. Taksicilere benim yaptigim gibi avucunuzla bozukları uzatırsanız içindeki paralardan alması gerekenin daha fazlasını alabiliyor.
Böyle..
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
Bursa Mehter Takımı, Halep'i Fethetti | ||
|
Bursa Mehter Takımı, Suriye'nin Halep Kentinde Düzenlenen "Gaziantep Kültür Günleri" Etkinlerinde Gönülleri Fethetti. | |
| Bursa Mehter Takımı, Suriye'nin Halep kentinde düzenlenen "Gaziantep Kültür Günleri" etkinlerinde gönülleri fethetti.
Suriye'nin Halep şehriyle kardeş belediye olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 6 -8 Mayıs tarihlerinde Halep'te düzenlenen etkinlikler için Bursa Mehter Takımını davet etti. Halep'te büyük coşkuya neden olan etkinlikler Türkiye Suriye dostluk etkinliklerine dönüştü. Etkinliklerin ilk gününde kentin farklı noktalarında gösteriler düzenlenirken, Sadullah El Cabiri Meydanı'nda gerçekleştirilen Mehter konserine Halepliler büyük ilgi gösterdi. Bursa Mehter Takımı'nın ikinci programı, etkinliklerin açılışı nedeniyle Kültür Müdürlüğü binası Recep Paşa avlusunda düzenlenen törende oldu. | ||
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Suriye’nin Halep Kentinde düzenlenen Gaziantep Kültür Günleri etkinliklerinin son gününde Sibel Can sahne aldı. Kültür Bakanı Günay'da Can'ı dinleyenler arasındaydı.
Günay, El Esad Spor Salonu’nda düzenlenen ve 5 bin Suriyelinin izlediği konserde Sibel Can’ı dinledi. Can, Günay’ın da bulunduğu protokolün önüne gelerek ‘Lale Devri Çocukları’ şarkısını seslendirdi. Günay da Can’a alkışla karşılık verdi. Suriyelilerin büyük ilgi gösterdiği Sibel Can, iki parçasını da Arapça okudu. Ünlü sanatçı, salonu dolduranların tezahüratla istediği ‘Berivan’ şarkısını da seslendirdi. Can, son şarkısını ise elinde Türk ve Suriye bayraklarını alarak söyledi

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Gaziantep Kültür Günleri Halep'te Muhteşem Açılışla Başladı
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Halep Belediyesinin 'Kardeş Şehir' ilişkileri çerçevesinde düzenlediği 'Halep'te Gaziantep Kültür Günleri' başladı.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Asım Güzelbey, Halep Kültür Müdürlüğünde düzenlenen törende, daha birkaç yıl öncesine kadar Türkiye'nin sınır yerleşim yerlerinde yaşayanların Suriye'nin ışıklarını görüp merak ettiğini, o zamanlar Türkiye'den Suriye'ye ve Suriye'den de Türkiye'ye gidip gelmenin çok kolay olmadığını belirtti.
Gaziantep ile Halep belediyeleri arasında yapılan görüşmeler ve sağlanan yakınlaşma sonrasında bu iki kentin 'kardeş kent' olduklarını ifade eden Güzelbey, kentlerin kardeş olmasını sağlayarak iki şehrin insanlarını birbirlerine biraz daha yakınlaştırmak istediklerini ve bunu başardıklarını vurguladı.
Güzelbey, bugün gelinen noktada Gaziantep ve Halep'in birbirlerine uzak şehirler olmadıklarını, Gaziantep'in Halepliler, Halep'in Gaziantepliler için merak edilen kentler olmaktan çıktığını, iki kentin günü birlik ziyaret edilebilen yerleşim merkezleri olduklarını vurguladı.
Halep'te, Gaziantep Kültür Günleri etkinliğini Halep Belediyesi ile gerçekleştirdiklerini ifade eden Güzelbey, şunları söyledi: Bundan sonra da devam edecek etkinliklerle birbirine kardeş iki kentin insanları daha da yakınlaşacak. Bu yakınlaşma Türkiye ile Suriye arasındaki sevginin ve dostluğun artmasına, güçlenmesine katkıda bulunacak,artık bundan sonraki hedefimiz; Gaziantep ile Halep arasında, tıpkı Avrupa ülkelerine olduğu gibi vizesiz gidilip gelinmesini sağlamaktır. Bu konuda herkesin elinden geleni yapacağına inanıyoruz, diye konuştu.
Halep Valisi Taamir Al Hacce de konuşmasında, örf ve adetlerinin benzerliğinin iki halkın köklerinin birbirine ne kadar yakın olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.Hacce, geçtiğimiz günlerde Şam'da düzenlenen ekonomik foruma yoğun katılımın iki ülke arasındaki derin bağların bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Gaziantep ile Halep kentleri arasında imzalanan 'kardeş şehir' protokolünü ve iki ülke arasında imzalanan diğer anlaşmaları desteklediklerini ifade eden Hacce, Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacminin bu yılın sonunda 2 milyar dolara oluşmasını temenni ettiklerini bildirdi.
Halep Belediye Başkanı Maan Chibli ise gelecek yıl Gaziantep'te 'Halep Kültür Günleri' düzenleneceğini kaydederek, 'Etkinlikler iki kent arasındaki bağın bir yansımasıdır. Gaziantep ile Halep arasındaki yakınlaşma yalnızca kültürel anlamda olmayacak, sosyal ve ekonomik yakınlaşma da gerçekleşecek' dedi.
Bu yakınlaşmanın sadece kültürel anlamda olmayacağını sosyal ve ekonomik yakınlaşmanın da gerçekleşeceğini belirten Chibli, 'Etkinlikler iki kent arasındaki bağın bir yansımasıdır' dedi.
Etkinlikte daha sonra Halep Kültür Müdürlüğü salonunda fotoğraf, el sanatları, mozaik sergileri açıldı. Halk oyunları ve mehter gösterisi yapıldı. Ayrıca, Kültür Müdürlüğünden Sadullah El Cabiri Meydanına ve oradan da Muaviye Salonuna kortej yürüyüşü gerçekleştirildi.
Etkinliklere Türkiye'nin Halep Başkonsolosu Ali Kemal Aydın, Rusya ve Fransa başkonsolosları, Halepli ve Gaziantepli idarecilerle diğer davetliler ve Halepliler katıldı.








Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı